Kategori arşivi: İnternet

WordPress Sitenizin Alan Adını Değiştirelim

Başlık epey uzun oldu ama bu anlamı verecek daha kısa bir başlık aklıma gelmedi malesef… Yukarıda da bahsettiğim herhangi bir alan adına kurmuş olduğunuz olduğunuz WordPress sitenizin herhangi bir nedenle alan adını değiştirmek istediğinizde ne yapmanız gerektiğinden bahsedeceğim. Geçtiğimiz aylarda yaptığım bir WordPress kurulumunda müşterinin isteği doğrultusunda alan adı değişikliğine gidilmesi gerekti, daha önceden ihtiyaç duymadığım için neyle karşılaşacağımın farkında değildim. Ancak alan adını değiştirdikten sonra fark ettim ki sistem adresi veritabanı üzerinden çekerek kullandığı için bir türlü admin girişini gerçekleştiremiyordum. Bu sebeple bir dizi SQL sorgusu çalıştırmam gerekti, benden sonra ihtiyacı olacaklar ve ileride belki tekrar bana lazım olur diyerek paylaşmak istedim.

Konuya dönersek ilk sorgumuzda wp_options tablosundaki adresleri değiştiriyoruz. Bu sorgudan sonra panelden giriş yapabilirsiniz ancak sitenin tam olarak düzgün çalışması için diğer sorguları da yapmak zorundayız.

UPDATE wp_options SET option_value = replace(option_value, 'http://eskiadres.com' , 'http://yeniadres.com') WHERE option_name ='home' OR option_name = 'siteurl';

Sorgudaki http://eskiadres.com kısmını veritabanında sitenizin kök dizini nasıl kayıtlıysa o şekilde değiştirmeniz gerekiyor. http://yeniadres.com yerine de yeni alan adınızı yazmanız gerekecek.

UPDATE wp_posts SET guid = replace(guid, 'http://eskiadres.com' , 'http://yeniadres.com');

Yukarıdaki sorguylada gönderilerimizin adreslerini düzeltmiş oluyoruz. Son olarakta sitedeki resim gibi ögeleri görünür kılmak için aşağıdaki sorguyu çalıştırmanız gerekiyor.

UPDATE wp_posts SET post_content = replace(post_content, 'http://eskiadres.com' , 'http://yeniadres.com');

Sorguların hepsini tamamladıktan sonra, kontrol panelinizdeki genel ayarlardan Site adresi (URL) kısmını da güncellemeyi unutmayın.

Blog Yazarlığı Para Eder mi?

Blog açmayı düşünen birçok arkadaşımın kafasında bu soru dolaşıyor, kenarda köşede birşeyler yazıyor olmak bize maddi ve manevi olarak ne kazandırır? Birileri bizi okurda sesimizi duyar mı? Harcadığımız vakit ve paraya değer mi? Aslında bu soruların hepsinin cevabı basit olarak harcadığınız emekle doğru orantılı ancak yine de biraz daha uzun bir şekilde bu konudan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle bu işin maliyeti nedir sorusunun en basit cevabını vermek gerekirse hiç paranız yoksa dahi blogspot.com ve wordpress.com üzerinden alacağınız hesaplar ile bütün olayı bedavaya getirebilirsiniz. Bir adım öteye gidip kendi alan adınızı 10-15 liraya alarak kendi alan adınıza sahip olabilirsiniz ve en son noktada da yılda 20-25 liraya kendi wordpress kurulumunuza ve alan adınıza sahip olabilirsiniz. Bu bahsettiğim miktardaki ücretlerle alacağınız hizmet küçük bir çevre tarafından okunduğunuz sürece size yetecektir. Daha büyük bir kitle takip etmeye başladığındaysa zaten getirisi götürüsünden fazla olacaktır.

Türkçesi: "Bloglamak yada bloglamamak. İşte bütün mesele bu." 🙂

İşin maddi olarak getirisini incelemeye aldığımızdaysa küçük bir blog iseniz tanıtım yazıları ve küçük reklamlar ile yukarıdaki bahsettiğimiz maliyeti karşılar ve üzerine küçük miktarda para kazanabilirsiniz. Tabi bu küçük miktar kimseyi tatmin etmeyecektir ama düzenli olarak içerik eklemediğiniz, yeterli vakti ayırmadığınız bir blogtan daha fazlasını da beklemek yanlış olur.

Her telden birşeyler paylaşılan bir blog yerine, uzmanlık alanınız olan bir konu hakkında birşeyler paylaştığınız ve düzenli olarak güncellediğiniz bir blogtan ise tek başınıza yazıyor dahi olsanız, geçiminizi sağlayabilirsiniz. Türkiye’de bunun örneklerini oluşturan birkaç blog var ama genelde bu yazarlar gazetelere geçiş yapmayı tercih ediyorlar. Hem gelirleri artıyor, hem tanınırlıkları. Bunların yanında tıklanmama korkusundan da bir nebze kurtulmuş oluyorlar ama internet ortamındaki özgürlükleri de bence kayboluyor.

Manevi açıdan kazanabileklerinizi değerlendirirmeye alırsakta, ne zaman neleri getirip, neleri götüreceği hiç belli olmuyor diyebilirim. Farklı arkadaşlıklar edinmenin yanısıra, iş bulmanızı bile sağlayabilirken bildiklerinizi paylaşmanın mutluluğunu da yaşıyorsunuz. Sonuçta bir mum başka bir mumu yakmakla ışığından birşey kaybetmiyor, aksine diğer yaktığı mum sürekli kendisine saygı duyuyor. Aynı zamanda farkında olmadanda olsa kişisel gelişiminize de katkıda bulunmuş oluyorsunuz, çünkü yazanla yazmayanın yazma kapasitesi bir olmuyor. İlk yazdığım yazılardan bu güne dönüp baktığımda kendimi ne kadar geliştirdiğimi görebiliyorum, hala birçok eksiğimin olduğunun da farkındayım ama kenarda eksiğim var diyerek oturursam, düzelmeyeceklerine de eminim.

Bu kadar bahsettikten sonra umarım sizi blog tutmaya ikna edebilmişimdir. 😛 Şaka bir yana verilen hiçbir emeğin karşılıksız kalmayacağına inanan birisi olarak, blog tutmayı eğlenerek geçirilen faydalı bir etkinlik olarak görüyorum. Herkese iyi bloglamalar…

Facebook Olayları – 1

Facebook bugüne kadar bayanların sütyen renklerini durumlarında paylaşmasından, üniversite gençlerinin oynadıkları uzanma oyununa kadar birçok ilginç olaya aracılık etti. Normal durumlarda absürd olarak karşılayacağımız veya saklamak isteyeceğimiz bilgileri bu sosyal medya kralı aracılığıyla gönül rahatlığıyla paylaştık. Bu facebook olaylarının unutulmaması için küçük bir liste oluşturdum, bakalım siz bu listedekileri hatırlıyor musunuz?

1) Sütyen Rengi Patlaması

Geçtiğimiz yıl ocak ayında birden facebook durum güncellemelerinde mavi, kırmızı, pembe gibi iletiler görmeye başladık ve tabi ki bu iletileri gönderenler hep bayan kullanıcılardı. 🙂  Evet, bayan kullanıcılar sanal dünyayla sütyen renklerini paylaşıyorlardı. Tabi bu öylesine bir hareket değil, bir kampanyaya destekti. Kampanya meme kanserine dikkat çekmeye çalışıyordu ama kanseri önlemeye yaradı mı şüphelerim var. 🙂 Ayrıca bence bu kampanyayı başlatan arkadaş sadece fazla meraklı bir erkek. 😛

2) Bol Bol Etiketle

Süperman misiniz? Yoksa Batman mi? Bir dönem boyunca farklı arkadaşlarınız tarafından etiketlenmediğiniz karakter kalmamıştır büyük ihtimal. Herhangi bir süper kahraman olabileceğiniz gibi payınıza huysuz şirin de düşebiliyordu tabi ki. 🙂

Birçoklarına buradan ulaşabilirsiniz.

Devamı gelecek… 🙂

Teknoloji Basınını Kimler Oluşturuyor?

Teknoloji basınının içinde kıyısından köşesinden de olsa ufacık bir yerim olduğu ve ilgi alanıma girdiğinden, kimler etrafında döndüğünü, nasıl haber yapıldığını, arkaplanda ne tür diyalogların geçtiğini az çok bilme imkanına sahibim. O kadar zayıf bir kadroyla yürüyor ki işler, kimisi aslında ekonomi, kimisi spor, kimisi de magazin gazeteciliği yapan insanlardan oluşuyor.

Bizim halkımızda da konu internet ve teknoloji olduğunda uzman oldukları konularmış gibi bir yaklaşım var, eline iki farklı telefon değen kendisini telefon uzmanı olarak değerlendirmeye başladığı için ve ulvi yorumlarda bulunduğundan, bu sektörün haberciliği daha da bir zor oluyor. Çünkü kendini dışarıda kanıtlayamayan, sanal ortamın kralı kesiliyor.

Severek takip ettiğim parmakla gösterilecek kadar az sayıda teknoloji editörü bulunuyor. Eğer birkaçından bahsetmek gerekirse bunlar Hakkı Alkan, Ecevit Bıktım ve M. Serdar Kuzuloğlu diye sıralanabilir. Bu arkadaşlardan ikisiyle tanışma ve beraber çalışma fırsatı buldum, sonuncusuysa Radikal Gazetesi‘nde yazarlık yapmanın dışında, İnternet Ekipler Amiri olarak tanınır. Bugün internet ekipler amirinin bir yazısını okuyunca olayın vahemeti daha da çok sıkmaya başladı beni. Dün Facebook üzerinden paylaştığım bir haber vardı. Hürriyet ve Radikal gazetelerinin yanında birçok teknoloji sitesinde de paylaşılmış olan bu haber Google’a Türk Rakip: Geliyoo hakkındaydı. Şimdi Radikal haberi kaldırmış ve yerine kandırıldıklarına dair bir haber koymuş.

İşin bu şekilde 2 boyutu var. İlk boyutu: Bu haberi yayınlayan arkadaş heralde hiç okumamış, çünkü haber metninin içeriğinin alaycı olmasının dışında çok komik yazım hatalarına sahip. Yani haber incelenmeden, nereden geldiğine bakılmadan doğrudan okuyucuya yetiştirilmeye çalışılmış. Heralde özgün bir haber yakaladım havasında sevinçle bir anda yayınladılar haberi. Halbuki mevzu bahis siteyi, yayında mı diye düşünerek dahi açsa komik bir taklitten ötesi olmadığını anlayabilirdi. İkinci boyutu ise medyanın geri kalanının bulunduğu durumu içeriyor ki bu nokta ilkinden daha da vahim. Elbette ki medyada kaynaklar birbirlerinden faydalanıyorlar, o ne yazmış bizde de olsun diye bir diğerinin haberini yayınlıyor. Ama hiç mi incelenmez bu alınan haberler? Onlarcası, büyüklü küçüklü birçok haber sitesi bu haberi gayet güzel yayınladı. Peki şimdi durum nedir? 150 adet mühendisin çalıştırıldığı şirketin CEO‘su olduğunu iddia eden arkadaş Twitter üzerinden yaptığı açıklamayla medyanın rezilliğini gözler önüne serdi.

Sayın Anıl‘a teşekkür ediyorum çünkü gerçekten büyük bir zaman harcayıp, böyle fason bir site oluşturmuş ve medyanın durumunu herkese göstermiştir. Peki bu medya nasıl düzelir? Bunun cevabını verecek kadar büyümedim daha bu sektörde ama dışarıdan bakan bir okur olarak yorum yapmak gerekirse, (“bekara hanımı boşamak kolaydır” diyecekler, desinler) çözüm basit olarak karşımızda duruyor. Başka sektörlerin yazarlarına haber yaptırmaktansa, gerekli ücretler sağlanıp, alanında uzman kişilere haber yaptırılması lazım. Ucuz yollu haber elde etmeye çalışırsanız, sonuç ancak bundan ibaret olur, komik duruma düşer, güvenirliliğinizi yitirirsiniz.

Teknoloji haberleriyle uğraşmanın verdiği zevki başka hiçbir yerde bulamıyorsursunuz ama bu işten zevk alan uzman kişilerin daha çok para kazanabileceği birçok yer olduğu için mecburen diğer alanlara kayıyorlar. Umarım durumun vahameti düzelir ve teknoloji haberciliği hakettiği seviyeye kavuşur.