Etiket arşivi: Belki

Facebook Olayları – 2

Yazının bir önceki kısmını okumayanlar buradan ulaşabilirler. Şimdi devam edelim. 🙂

3 – Uzanma Oyunu (Lying Down Game)

Bir grup üniversite öğrencisinin öncülük ettiği bu akımda, insalar bir yerlere uzanarak resim çektiriyorlar ve bu resimleri facebook gruplarında paylaşıyorlar. Uzanmak için çok farklı ve ilginç yerleri seçen bu insanların oluşturdukları akım o kada ilgi çektiki bütün dünyada oynayanlar bulundu ve facebook gruplarının şu an 105.000 üyesi bulunuyor.

4 – Bil Bakalım Çantamı Nereye Koyuyorum?

Yine bayanların saçma oyunlarından bir tanesi olarak hafızamda kaldı. Hayır ne gibi bir amacı olabilir ki? Hadi amaçsızlığını geçtim, sadece koydukları yerin ismini yazarak, erkeklere ne acaba bu diye düşündürdüklerini sanmaları onları iyice komik duruma düşürüyordu. Hayır yani, sen nasıl öğreniyorsan böyle birşey olduğunu erkeklerde öğrenebiliyor. 🙂 Ancak bu eylemin kadınların çantalarını nereye koyduğunu merak eden, hırsızlar tarafından başlatıldığını düşünüyorum, şimdi sorsalar facebook profilimdeki kızların yarısı çantasını nereye bırakıyor biliyorum artık… 🙂

Bir de bireysel silahsızlanma diye çığrınırlar, şunun içine bak =))

5 – Boobquake 2010

İngilizcesi olanlar hikayenin ne üzerine geçeceğini anlamışlar bile ancak başlamadan söyleyebilirim ki, içlerinden en saçması ve gereksizi sanırım buydu. 🙂 Bir yerde kendi kendilerini aşağladılar bence ama tabi bu oyun Türk bayanları arasında rabet göremedi. İngilizce bilmeyenlerin neymiş ki bu oyun sorusunun kafalarında dönmeye başladığını biliyorum ama nasıl açıklayacağımı bilemiyorum… Şöyle başlayalım bir belki devamı gelir, geçtiğimiz nisan ayında Indiana’dan bir üniversite öğrencisi blogunda İran’daki “kadınların giyimi depreme sebep oluyor” inancının bilimsel olarak testinin yapılması gerektiğine dair bir yazı paylaştı. Bu yazının üzerine de kadınlar göğüslerinin resimlerini çekerek, profil resimleri yaptılar. 🙂

Etkinlikten bir kolaj. 🙂

Şimdilik facebook olayları üzerine yazmak istediklerim bu kadar ancak gün geçmiyor ki facebook’ta yeni bir olay olmasın. Yarın birgün illaki bir olay olacaktır ve eminim kadınların parmağı yine olacaktır.

FedoraTR’den Küçük Bir Analytics…

Burak’la beraber geçen yıl 17 Eylül’de Linux’a bizden de küçük küçücük bir katkı olsun diye kollarımızı sıvayarak başladığımız FedoraTR projesi bugün 1. yaşını bitiriyor. Hızlı başlanan ama sonrasında yavaşlanan bir yıl geçirdik. Birkaç arkadaş dışında katkıda bulunan olmadı desek yalan olmaz ancak bu camiada işler böyle yürüdüğü için yakınmak hiç doğru olmaz. 🙂

Birinci yılın dolmuş olması sebebiyle az önce merakla Analytics’in Browser and OS sekmesini açtım, bakalım bizim linüksçü çocuklar hangi işletim sistemini ve tarayıcı kullanıyor diyerekten.  Birçok bakan %20’lik IE baskınlığını kötüye yorabilir belki ama ben Windows kullanan insanları bu alana olan ilgisi diye yorumluyorum. 🙂

Daha net bir şekilde kim hangi işletim sistemini kullanıyor sorusunun cevabı için aşağıdaki grafiği inceleyebilirsiniz, yüzdelik dilimde kendisine yer edinememiş olsada 1 kişide PlayStation 3 kullanarak sitemizi ziyaret etmiş. 🙂

Diğer bütün projelerimizede FedoraTR’ye başladığımız şevkle başlamak, ama hızımızın kesilmemesi dileğiyle…

Yeter Artık Yeaaa…

Yazıyı görünce, aklıma eski bilgisayarım geldi. İçinde tam 6 tane fanla nelere nelere zorladık.. İlk 3ghz sınırını aşan işlemciyi, ülkemizde ilk alanlardan biri olmuştum, babam bi kere söz verdik diye dönememişti verdiği sözden, sadece işlemciye bir bilgisayar parası vermişti, hala iş görür durumda olması belki de o verilen paranın sayesinde.. 🙂

Bu Adam Fener’de Oynadı Ama Değerini Bilen Yoktu!

Yıllardan 1997. Fransa en muhteşem yıllarını yaşıyor, o dönemde Fransa’nın oynadığı o güzel oyun belki unutuldu ama hazırlık maçında Roberto Carlos’un attığı gol, hala daha konuşulmaya devam ediyor. Ben ihtimal vermiyorum ama hala izlemeyen varsa, tüm zamanların en fantastik frikiğine bir göz atın derim. 🙂

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”510″]

Bir Tarihe Şahitlik Etmek…

Daha önceden yazmışmıydım hatırlamıyorum ama Linux ile tanışmam yıllar öncesinde Windows‘umun çökmesinin ardından şifreli kullanıcı hesabımın belgelerini kurtarma çabalarım sırasında gerçekleşmişti. Kurtarmanın başka yollarıda varmış tabi ama o zaman şimdiki gibi adsl bağlantıları olmadığı için çok fazla araştırma imkanım da olmuyordu. Çeşitli bilgisayar dergilerini düzenli olarak takip edip, CD’lerinde ne var ne yok inceleyerek birşeyler öğreniyorduk.

İşte o Windows‘un çöküşü sonrasında, babamın orada benim sınav sorularım, onlarım-bunlarım var geri getir onları nasıl bozduysan çığrınmaları arasında, bir derginin verdiği CD’den çalışan işletim sistemini deneyerek Linux ile tanıştım. O zamanlar çalışan CD’ler olarak Knoppix ve Turkix vardı. Hatırladığım kadarıyla işimi Turkix görmüştü ne de olsa Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktu. (Hoş hala yok sanırım.) Yıllar sonra Turkix‘in geliştiricisi olan Emre Sokullu ile tanışma fırsatıda buldum, benim için heyecanlı birkaç dakikaydı. Ne de olsa üzerinde projeler hazırladığımız, hakkında yazılar yazdığımız ve bilgisayarımızdaki tek işletim sistemi olan Linux’u onun dağıtımıyla tanımıştım.

Bir Tarihe Şahitlik Etmek… yazısına devam et