Etiket arşivi: Genel

Ubuntu 11.04 ve Eclipse Çıkmazı!

İlk çıktığı haftalardan bugüne takip edenlerin bildiği gibi Ubuntu 11.04 kullanıyorum. Genel olarak hoşuma gittiği için bırakasımda gelmiyor ancak Unity’nin beta havasıda arada çıldırtmıyor değil. Hele benim gibi programlamayla iç içe yaşıyorsanız ve bu sizin işinizse Eclipse’de ki scrollbar’ın çıkardığı problemler sizi de çileden çıkarıyordur eminim.

Uzun zamandır bu problemi yaşıyor olmama rağmen ilginç bir şekilde çözüm arayışınada girmemiştim ancak bugün durup niye diretiyorum, eski scrollbarı kullanmanın illa bir yolu vardır, sorunsuz şekle getirilene kadar yenisi, geçip eskisini kullanayım dedim. Biraz geç oldu ama en azından hiç geri adım atmamaktan iyidir.

Benim gibi bu sorunu yaşayan arkadaşlardan işlerini görsünler sorunları düzelsinden çok ben bunu yarın bir gün unuturum diye yazma ihtiyacı hissettiğim bir yazı oldu dersem kimseye yalan söylememiş olurum. 🙂 Lafı uzatmadan söylemek gerekirse “sudo su” ile root olduktan sonra

echo “export LIBOVERLAY_SCROLLBAR=0” >> /etc/X11/Xsession.d/80overlayscrollbars

komutunu verin ve sistemden çıkıp geri geldiğinizde eski scrollbarlar sizi karşılasın. Benim gibi Unity’de direten kaç kişi var bilmiyorum ama diretenlerin işine yarayacak bir çözüm oldu.

 

WordPress CPU Kullanımını Azaltmak

WordPress kullanan birçok insan CPU kullanım değerlerinin yüksek olmasından şikayetçidir. Elbette bunu düşürmenin birçok yolu bulunuyor ve genel bazı öneriler de bulunuyor. Bu genel önerileri sizlerle de paylaşayım ki VPS’inizi büyütmeden önce yada hostunuza şikayette bulunmadan önce bir bunları deneyin istedim.

  • WordPress’inizi her zaman en güncel sürümünde kullanın. Güncellemeler sadece hata düzeltmelerini değil, performans iyileştirmelerini de içeriyor. Güncellemeleri kaçırmamanızda fayda var.
  • Eklentilerinizi güncel tutun. Büyük ihtimalle birçoğu hata düzeltmelerini içeriyordur ancak bazıları hataları da içeriyor olabilir tabi ki. Bu sebeple güncellemeden önce diğer güncelleyenlerin yorumlarına bakmakta da fayda var.
  • Son olarak tema dosyalarınızıda mümkün olduğunca güncel tutun.
  • Bu kadar güncel kalın nasihatından sonra kurmuş olduğunuz eklentilere gerçekten ihtiyacınız olup-olmadığına karar verin. İşlemciyi en çok kullanan öge veritabanı sorgularımız ve her eklenti sayfa oluşumundaki sorgu sayısını arttırıyor diyebilirz.
  • Sadece ihtiyacınız olan eklentileri aktif tutun.
  • WP-SuperCache eklentisini hâlâ kurmamışsanız, ilk işlerinizden birisi olmalı.
  • Kullandığınız bileşen sayısını olabildiğince azaltın.
  • En son olarakta veritabanı sorgularınızı minimum’a indirin. Temanızdaki blog adı gibi sürekli sorgulan değerleri kodun içine girerseniz, her seferinde veritabanından çekmekten kurtulursunuz. Bu şekilde sorguları yarıya yakın azaltabilirsiniz.

Genel ama faydalı olduğunu düşündüğüm bu öneriler umarım işinize yarar…

Doğru İYS’yi Seçme Sorunu! – 3

Genel Hatalar

Popüler Olan Doğru Olandır Yanılgısı

Birçok insan çok kullanılan sistemin kendisi içinde doğru olan olduğunu düşünerek, fazla karmaşık ve büyük bir sistemi kendi projesine oturtmaya çalışır. Halbuki daha az kullanılmasına rağmen, amacımıza daha uygun olan seçeneklere yönelmek hem işimizi kolaylaştıracaktır hem de maliyetlerimizi azaltacaktır. Bir kere kuralım hep işimizi görsün mantığı internet sektörü için pek geçerli değil, sürekli gelişen bir teknolojide geleceği öngörebilmek çokta mümkün değil.

Basit Olanı Seçmek

Siteyi genelde teknoloji ile haşır-neşir olan insanlar yaptığı için, genellikle kendilerine göre güzel olan ancak karmaşık olana yönelecektir. Yalnız unutmamak lazım ki siteyi sadece siz kullanmayacaksınız. Teknolojiyle arası çok iyi olmayan insanlarında kullanabileceği sistemleri tercih etmelisiniz.

Çok Seçenek Olmadığını Düşünmek

İnternet üzerinde 1000lerce İYS’ye ulaşmak mümkün, popüler olmak için para harcayan 3-5 sistem üzerine yoğunlaşıp, onlardan birisini kullanmak zorunda olduğunuzu düşünmeyin. İhtiyaçlarınızı net olarak belirledikten sonra pazardaki İYS’leri iyice araştırın.

Doğru İYS’yi Seçme Sorunu! – 2

Gerçekten Bir İYS’ye İhtiyacınız Var mı?

Aslında bu tip yazıları resim olarak paylaşmayı sevmiyorum indekslenmediği için ama daha görsel sunulamazdı heralde. 🙂

Neden İYS Kullanmalıyız?

Genel olarak bakıldığında İYS’ler içerikleri oluşturmayı ve düzenlemeyi basitleştirirler. Geliştiriciler genelde ana amacın bu olduğunu unuturlar. Kendilerini ve müşterilerini daha fazla özellik aramaya iterler. Ancak içerik sadece yazı demek değildir. Kimi zaman bir üyelik sistemi kimi zaman bir iletişim formu olabilir. Önemli olan sağlanan içeriğin kullanım kolaylığıdır.

Ne Yapmalıyız?

Hangi sistemi kullanacağınıza karar vermek tam bir karmaşa olabilir. Ama sitenizin amacının tam olarak neler içerdiğinden eminseniz, aşağıdaki soruları yanıtlayarak hızlı bir seçime gidebilirsiniz.

  • Organizasyonun büyüklüğü nedir?
  • Bütçeniz ne kadar?
  • Sitenizi kaç kişi kullanacak?
  • Aradığınız İYS’nin esnekliği ne kadar önemlidir?
  • İYS hakkında bolca yardım kaynağı var mı?

İşe başlamadan önce bu maddeleri gözününde bulundurursanız, doğru sistemi seçmekte çok zorlanmazsınız.

Devamı gelecek…

Drupal Guestbook Modülüne CAPTCHA Ekleyelim

Yaklaşık bir ay önce bir akşam tamamen can sıkıntısından küçük bir proje başlattım, gördüğü ilgi kayda değer oldu. Proje genel olarak tertemiz bir Drupal kurulumu ve Guestbook modülünden oluşuyordu. Bunların dışında da hiç bir eklenti kullanılmamıştı. Ancak internet o kadar kirlenmiş durumdaki, bizim herkese açık olan bu duvarımızı reklam botlarının fark etmesi çok zaman almadı ve bizi tedbir almaya zorladı.

Bu bilgisayarlar artık, bizim duvara yazmak isteyen kardeşlerimizden ayrılmalıydı. Doğal olarak benim de aklıma hemen hemen bütün sitelerde kullanılan CAPTCHA modülü geldi aklıma. (CAPTCHA için bir doğrulama standartı denebilir) Drupal için bulunan CAPTCHA modülünü kurdum ancak Guestbook modülü ile çalışabilmesi için bir ayara ihtiyacım olduğunu fark edince biraz araştırmayla Abhishek bloguna ulaştım. Meğer olayımız bir SQL sorgusuyla çözülüyormuş.

INSERT INTO `captcha_points` ( `form_id` , `module` , `type` ) VALUES ( 'guestbook_form_entry_form', NULL , NULL );

Bu sorguyu yaptırdıktan sonra /admin/user/captcha yoluyla ulaşacağınız ayarlar üzerinden Guestbook için CAPTCHA‘yı aktifleştirebilirsiniz. Abhishek‘e bu güzel paylaşımı için teşekkürler…

WordPress Sitenizin Alan Adını Değiştirelim

Başlık epey uzun oldu ama bu anlamı verecek daha kısa bir başlık aklıma gelmedi malesef… Yukarıda da bahsettiğim herhangi bir alan adına kurmuş olduğunuz olduğunuz WordPress sitenizin herhangi bir nedenle alan adını değiştirmek istediğinizde ne yapmanız gerektiğinden bahsedeceğim. Geçtiğimiz aylarda yaptığım bir WordPress kurulumunda müşterinin isteği doğrultusunda alan adı değişikliğine gidilmesi gerekti, daha önceden ihtiyaç duymadığım için neyle karşılaşacağımın farkında değildim. Ancak alan adını değiştirdikten sonra fark ettim ki sistem adresi veritabanı üzerinden çekerek kullandığı için bir türlü admin girişini gerçekleştiremiyordum. Bu sebeple bir dizi SQL sorgusu çalıştırmam gerekti, benden sonra ihtiyacı olacaklar ve ileride belki tekrar bana lazım olur diyerek paylaşmak istedim.

Konuya dönersek ilk sorgumuzda wp_options tablosundaki adresleri değiştiriyoruz. Bu sorgudan sonra panelden giriş yapabilirsiniz ancak sitenin tam olarak düzgün çalışması için diğer sorguları da yapmak zorundayız.

UPDATE wp_options SET option_value = replace(option_value, 'http://eskiadres.com' , 'http://yeniadres.com') WHERE option_name ='home' OR option_name = 'siteurl';

Sorgudaki http://eskiadres.com kısmını veritabanında sitenizin kök dizini nasıl kayıtlıysa o şekilde değiştirmeniz gerekiyor. http://yeniadres.com yerine de yeni alan adınızı yazmanız gerekecek.

UPDATE wp_posts SET guid = replace(guid, 'http://eskiadres.com' , 'http://yeniadres.com');

Yukarıdaki sorguylada gönderilerimizin adreslerini düzeltmiş oluyoruz. Son olarakta sitedeki resim gibi ögeleri görünür kılmak için aşağıdaki sorguyu çalıştırmanız gerekiyor.

UPDATE wp_posts SET post_content = replace(post_content, 'http://eskiadres.com' , 'http://yeniadres.com');

Sorguların hepsini tamamladıktan sonra, kontrol panelinizdeki genel ayarlardan Site adresi (URL) kısmını da güncellemeyi unutmayın.

Blog Yazarlığı Para Eder mi?

Blog açmayı düşünen birçok arkadaşımın kafasında bu soru dolaşıyor, kenarda köşede birşeyler yazıyor olmak bize maddi ve manevi olarak ne kazandırır? Birileri bizi okurda sesimizi duyar mı? Harcadığımız vakit ve paraya değer mi? Aslında bu soruların hepsinin cevabı basit olarak harcadığınız emekle doğru orantılı ancak yine de biraz daha uzun bir şekilde bu konudan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle bu işin maliyeti nedir sorusunun en basit cevabını vermek gerekirse hiç paranız yoksa dahi blogspot.com ve wordpress.com üzerinden alacağınız hesaplar ile bütün olayı bedavaya getirebilirsiniz. Bir adım öteye gidip kendi alan adınızı 10-15 liraya alarak kendi alan adınıza sahip olabilirsiniz ve en son noktada da yılda 20-25 liraya kendi wordpress kurulumunuza ve alan adınıza sahip olabilirsiniz. Bu bahsettiğim miktardaki ücretlerle alacağınız hizmet küçük bir çevre tarafından okunduğunuz sürece size yetecektir. Daha büyük bir kitle takip etmeye başladığındaysa zaten getirisi götürüsünden fazla olacaktır.

Türkçesi: "Bloglamak yada bloglamamak. İşte bütün mesele bu." 🙂

İşin maddi olarak getirisini incelemeye aldığımızdaysa küçük bir blog iseniz tanıtım yazıları ve küçük reklamlar ile yukarıdaki bahsettiğimiz maliyeti karşılar ve üzerine küçük miktarda para kazanabilirsiniz. Tabi bu küçük miktar kimseyi tatmin etmeyecektir ama düzenli olarak içerik eklemediğiniz, yeterli vakti ayırmadığınız bir blogtan daha fazlasını da beklemek yanlış olur.

Her telden birşeyler paylaşılan bir blog yerine, uzmanlık alanınız olan bir konu hakkında birşeyler paylaştığınız ve düzenli olarak güncellediğiniz bir blogtan ise tek başınıza yazıyor dahi olsanız, geçiminizi sağlayabilirsiniz. Türkiye’de bunun örneklerini oluşturan birkaç blog var ama genelde bu yazarlar gazetelere geçiş yapmayı tercih ediyorlar. Hem gelirleri artıyor, hem tanınırlıkları. Bunların yanında tıklanmama korkusundan da bir nebze kurtulmuş oluyorlar ama internet ortamındaki özgürlükleri de bence kayboluyor.

Manevi açıdan kazanabileklerinizi değerlendirirmeye alırsakta, ne zaman neleri getirip, neleri götüreceği hiç belli olmuyor diyebilirim. Farklı arkadaşlıklar edinmenin yanısıra, iş bulmanızı bile sağlayabilirken bildiklerinizi paylaşmanın mutluluğunu da yaşıyorsunuz. Sonuçta bir mum başka bir mumu yakmakla ışığından birşey kaybetmiyor, aksine diğer yaktığı mum sürekli kendisine saygı duyuyor. Aynı zamanda farkında olmadanda olsa kişisel gelişiminize de katkıda bulunmuş oluyorsunuz, çünkü yazanla yazmayanın yazma kapasitesi bir olmuyor. İlk yazdığım yazılardan bu güne dönüp baktığımda kendimi ne kadar geliştirdiğimi görebiliyorum, hala birçok eksiğimin olduğunun da farkındayım ama kenarda eksiğim var diyerek oturursam, düzelmeyeceklerine de eminim.

Bu kadar bahsettikten sonra umarım sizi blog tutmaya ikna edebilmişimdir. 😛 Şaka bir yana verilen hiçbir emeğin karşılıksız kalmayacağına inanan birisi olarak, blog tutmayı eğlenerek geçirilen faydalı bir etkinlik olarak görüyorum. Herkese iyi bloglamalar…

Linux’ta RatioMaster

Öncelikle RatioMaster kurulumunu anlatıyor olmanın çeşitli şuçluluklarını hissettiğimi belirtmek isterim. İlk sebep elbetteki paylaşım üzerine kurulu, en azından verdiğin kadar alman gereken bir sistemi kandırarak vermeden almanın yolunu gösteriyor olmam. İkincisi ise Mono projesinin kullanılmasının şart olduğu bir yazılımın kurulumdan bahsediyor olmam. Mono projesini neden sevmediğimi öğrenmek isterseniz Google üzerinden küçük bir araştırmayla açık kaynak severlerin neden bu projeye iyi gözle bakmadıklarını araştırabilirsiniz.

Mono, Novell tarafından açık kaynak olarak geliştirilen ve Linux ortamında .NET projelerinin çalışmasını sağlayan bir yazılımdır.

RatioMaster‘a geri dönersek, programın amacı genel olarak indirdiğiniz dosyaları seed etmeden de seed etmiş gibi göstermenizi sağlıyor, tabi ki durumu abartıp çok yüksek hızlarda yükleme yapmış gibi gösterirseniz kendinizi site yöneticileri durumu anlayıp hesabınızı banlayabiliyorlar. .NET ile geliştirilmiş bir uygulama olduğu için de bir Linux kullanıcısının uygulamayı çalıştırması birazcık zahmetli. Öncelikle elbette Wine adlı uygulamaya ihtiyacımız var. Sonrasında da yine Wine‘ın sitesinden indirilebilen winetricks adlı betiğe ihtiyaç duyacağız. Ben anlatıma sisteminizde Wine kurulu olarak farz ederek başlayacağım. winetricks betiğini indirmeniz için konsola

wget http://www.kegel.com/wine/winetricks

yazmanız yeterli olacaktır. Sonrasında ise tekrar konsola

sh winetricks

yazarak betiği çalıştırabilirsiniz. Uygulama ile dotnet20 ve mono26 adlı uygulamalarını indirip kurmanız gerekiyor. Arada uyarı mesajları verebilir ancak siz aldırmadan kurulumu tamamlayın. Eğer başka bir .NET sürümünü daha çekerseniz örneğin dotnet30 gibi kurulumda alacağınız hatalardan kurulumu tamamlayamacak ve uygulamanızı başlatamayacaksınızdır.

Yukarıdaki kurulumlardan sonra buradan RatioMaster‘ı indirerek kullanmaya başlayabilirsiniz. Abartmamaya dikkat edin lütfen. 🙂

Hangi İnsan Hangi Dağıtım?

Linux dağıtımlarını ve Windows kullan insanlar hakkında genel görüşlerini belirten bir karikatürist’ün gerçekten çok ilginç fikirlerini sizinle paylaşmak istedim. Genel anlamda gerçeklik payı var gibi geldi. 🙂 Karikatürün üstünü tıklayarak büyük haline ulaşabilirsiniz. Siz karikatüre geçmeden belirteyim, ben 4-5 aydır Arch Linux kullanıyorum. 🙂