Etiket arşivi: Ilk

CentOS VPS’e Transmission Kurulumu *Güncellendi*

Elimde uzun zamandır bulunan bir vps’i torrent istemcisi olarak kullanmak istiyordum. Tabi ilk olarak aklıma ssh üzerinden bir torrent istemcisi kullanmak geldi ve google üzerinden onlarca arama yapmama rağmen beni tatmin edebilecek düzeyde bir istemci bulamadım. Sonra araştırma yapmaya devam ederken, halihazırda zaten kullanmakta olduğum transmission’ın GTK arayüzünden çok daha güzel bir web arayüzüne sahip olduğu aklıma gelince neden onu kullanmıyorum diyerek paket yöneticisinde var mı diye baktım. CentOS’çular beni hayal kırıklığına uğratmak için çabalıyor olsalar gerek ki bütün torrent istemcilerini depolarından kaldırmışlar.

Örnek Ekran Görüntüsü
Örnek Ekran Görüntüsü

Kaynak kodundan derleyerek kurma düşüncesine girdim ama bu seferde karşıma çıkan bağlılıklar cileden çıkarmaya yetecek boyutlardaydı. Sağolsun birileri transmission için gerekli depoları oluşturmuş ve bağlılıklarıyla beraber sunuyor. Bu durumda yapmanız gerekenlerin listesi %80 azalıyor. Eğer bir Linux kullanıcısıysanız terminalinizden direk ssh komutuyla vps’inize bağlanabilirsiniz, Windows kullanıcısıysanızda bu işi putty ile gerçekleştirdikten sonra CentOS 5 kullanıcı iseniz

cd /etc/yum.repos.d/

wget http://geekery.altervista.org/geekery-el5.repo

komutlarıyla, CentOS 6 kullanıcısıysanız da

cd /etc/yum.repos.d/ wget http://geekery.altervista.org/geekery-el6.repo

komutlarıyla depolarımızı ekliyoruz. Sonrasında

yum install transmission*

komutunu kullanmanız kurulum için yeterli oluyor. Konsola transmission-daemon yazarak uygulamanın çalışmasını sağlayabilirsiniz. Artık transmission emrinize amade. Çok basit bir kullanıma sahip olan arayüze erişmek için yapmanız gereken tek şeyse http://vpsin-ip-adresi:9091/ yazarak enter tuşuna basmanız.
Bol seed’li günler dilerim… 🙂

Güncel repo adresleri için: http://geekery.altervista.org/dokuwiki/doku.php

Ubuntu 11.04 ve Eclipse Çıkmazı!

İlk çıktığı haftalardan bugüne takip edenlerin bildiği gibi Ubuntu 11.04 kullanıyorum. Genel olarak hoşuma gittiği için bırakasımda gelmiyor ancak Unity’nin beta havasıda arada çıldırtmıyor değil. Hele benim gibi programlamayla iç içe yaşıyorsanız ve bu sizin işinizse Eclipse’de ki scrollbar’ın çıkardığı problemler sizi de çileden çıkarıyordur eminim.

Uzun zamandır bu problemi yaşıyor olmama rağmen ilginç bir şekilde çözüm arayışınada girmemiştim ancak bugün durup niye diretiyorum, eski scrollbarı kullanmanın illa bir yolu vardır, sorunsuz şekle getirilene kadar yenisi, geçip eskisini kullanayım dedim. Biraz geç oldu ama en azından hiç geri adım atmamaktan iyidir.

Benim gibi bu sorunu yaşayan arkadaşlardan işlerini görsünler sorunları düzelsinden çok ben bunu yarın bir gün unuturum diye yazma ihtiyacı hissettiğim bir yazı oldu dersem kimseye yalan söylememiş olurum. 🙂 Lafı uzatmadan söylemek gerekirse “sudo su” ile root olduktan sonra

echo “export LIBOVERLAY_SCROLLBAR=0” >> /etc/X11/Xsession.d/80overlayscrollbars

komutunu verin ve sistemden çıkıp geri geldiğinizde eski scrollbarlar sizi karşılasın. Benim gibi Unity’de direten kaç kişi var bilmiyorum ama diretenlerin işine yarayacak bir çözüm oldu.

 

WordPress CPU Kullanımını Azaltmak

WordPress kullanan birçok insan CPU kullanım değerlerinin yüksek olmasından şikayetçidir. Elbette bunu düşürmenin birçok yolu bulunuyor ve genel bazı öneriler de bulunuyor. Bu genel önerileri sizlerle de paylaşayım ki VPS’inizi büyütmeden önce yada hostunuza şikayette bulunmadan önce bir bunları deneyin istedim.

  • WordPress’inizi her zaman en güncel sürümünde kullanın. Güncellemeler sadece hata düzeltmelerini değil, performans iyileştirmelerini de içeriyor. Güncellemeleri kaçırmamanızda fayda var.
  • Eklentilerinizi güncel tutun. Büyük ihtimalle birçoğu hata düzeltmelerini içeriyordur ancak bazıları hataları da içeriyor olabilir tabi ki. Bu sebeple güncellemeden önce diğer güncelleyenlerin yorumlarına bakmakta da fayda var.
  • Son olarak tema dosyalarınızıda mümkün olduğunca güncel tutun.
  • Bu kadar güncel kalın nasihatından sonra kurmuş olduğunuz eklentilere gerçekten ihtiyacınız olup-olmadığına karar verin. İşlemciyi en çok kullanan öge veritabanı sorgularımız ve her eklenti sayfa oluşumundaki sorgu sayısını arttırıyor diyebilirz.
  • Sadece ihtiyacınız olan eklentileri aktif tutun.
  • WP-SuperCache eklentisini hâlâ kurmamışsanız, ilk işlerinizden birisi olmalı.
  • Kullandığınız bileşen sayısını olabildiğince azaltın.
  • En son olarakta veritabanı sorgularınızı minimum’a indirin. Temanızdaki blog adı gibi sürekli sorgulan değerleri kodun içine girerseniz, her seferinde veritabanından çekmekten kurtulursunuz. Bu şekilde sorguları yarıya yakın azaltabilirsiniz.

Genel ama faydalı olduğunu düşündüğüm bu öneriler umarım işinize yarar…

Ubuntu 11.04, Sadece Batarya ile Açılmama Problemi

Ne zaman bu Ubuntu‘nun problemlerinden bahsedecek olsam, başlık atmakta zorlanıyorum. Genelde kısa olarak ifade edilemeyecek saçma konular olduğunu düşünüyorum. Belki de benim yeteneksizliğimden kaynaklanıyordur. 🙂

Neyse efendim, konumuza gelirsek ben geçtiğimiz haftalarda Lenovo Y560 model bir laptop aldım ve ilk yaptığım işlerden birisi olarak Ubuntu’yu kurdum. Kurmuşken 11.04 olsun diyerek 64-bit en son sürümü kurdum. Herşey sorunsuz, çok güzel çalışıyordu. Taa ki ben laptop’u prize takılı değilken açmaya çalışana kadar… Sistem mor bir ekranda donup kalınca, acaba son çektiğim güncellemelerden mi kaynaklandı diye düşündüm biraz uğraştıktan sonra sistemin prize takılınca açıldığını fark ettim.

İnternette biraz gezince bunun bildirilmiş bir problem olduğunu gördüm ancak malesef bir sonraki kernel’a kadar bu sorunun bir çözümü yok gibi gözüküyor şimdilik. Sorundan Lenovo laptop’ların büyük çoğunlupğu etkilenirken, diğer markalardan da etkilenen birçok model mevcut, internetten gezinirken çeşitli marka ve modellerle şikayet edenlerle karşılaştım. Ayrıca sorun bildiğim kadarıyla 64 bitlik sürüme ait.

Çözüm aramaya devam ederken, tek yolun eski bir kernel kullanmaktan geçtiğini okudum ve sadece bataryada kullandığım sırada eski kernel ile açarsam sistemi bir yerimin eksilmeyeceğini düşünerek hemen eski kernelin kurulumu gerçekleştirdim.Sizlerde bu çözümü uygulamak isterseniz, eski kernellere buradan ulaşabilirsiniz. Ben v2.6.37.6-natty adlı kerneli kurdum. Kurulum için mimarinize uygun headers, headers_all ve image paketlerini çekmeniz gerekiyor. Örneğin 3.6.37-6, 64bit için için;

  • linux-headers-2.6.37-02063706-generic_2.6.37-02063706.201103281005_amd64.deb
  • linux-headers-2.6.37-02063706_2.6.37-02063706.201103281005_all.deb
  • linux-image-2.6.37-02063706-generic_2.6.37-02063706.201103281005_amd64.deb

dosyalarını çektim. Sonra terminalde bu dosyaların bulunduğu klasördeyken

sudo dpkg -i linux-*

yazarak 3 paketin birden kurulmasını sağladım. Bir sonraki sistem başlangıcımda Grub listesinde eski kernelim yerini almıştı. Böylece sistem prize takılı değilken bu kernel üzerinden sistemi başlatabiliyorum.

Yoğun bir final haftasının ilk saatlerinde yazı yazarak biraz rahatlamayı deneyeyim dedim ama pek başarılı olamadım sanırım, umarım başarılı bir final haftası geçiririm, herkese başarılar…

Güncelleme: Bugün (13 Temmuz 2011) itibariyle çıkan yeni kernel derlemesinde bu sorun çözülmüş. Ubuntu’ya sesimize kulak verdiği için teşekkür ediyorum…

Doğru İYS’yi Seçme Sorunu! – 1

Günümüzde internet sitesi yapmak o kadar sıradan bir işe dönüştü ki artık her yaştan insan kendi işini görecek boyutlarda bir site çıkarabiliyor. Vaktiyle Word, Excel kullanmayı nasıl öğrendiysek, internet sitesi yapmayı da öğrendik. Herkesin yapabiliyor olmasının güzel birşey olmasının yanı sıra kötü yanlarıda var. Evet bugün bir ilkokul öğrencisine de bu işi yaptırabilirsin, profesyonel olarak bu işle ilgilenen birisine de yaptırabilirsin. Elbetteki ikisi arasında farklar olacaktır. Bu sektörün sorunlarından bahsetmeye devam edersek, yazı esas amacından sapar gider, ancak daha önceden başka bir blogta karşılaştığım, bu sektörün en büyük sorunlarından birisinden bahseden bir yazıya link vererek esas konuma dönmek istiyorum. Tasarımcı Olmak adlı bu yazıya lütfen herkes bir göz atsın.

Web sitesi hazırlama işini herkesin yapabilmesinin en önemli sebebi elbetteki gelişen İçerik Yönetim Sistemleri(CMS)’dir. Kodlama bilmeden herhangi bir programı kullanırmışcasına web sitesi hazırlama imkanı sunan bu sistemlerin sayısı o kadar fazla durumdaki birçoklarınız hangisini ne zaman, nerede kullanacağını dahi bilmiyor. Yanlış sistem seçimi de zaman kaybı ve yeterli verimi alamama gibi sorunlara yol açıyor.

Tarihçe ve Özellikler

İYS’ler bir veritabanını kullanan(genellikle MYSQL) veya başka metodlarla sayfalar oluşturup, saklama ve düzenleme imkanı sunan web uygulamalarıdır. İYS’ler sayesinde teknik bilginiz olmadanda içeriklerinizi yönetebilirsiniz.

Elektronik olarak içeriği yöneten bütün sistemlere İYS denebilir. İlk örneğine 1996 yılında Vignette tarafından yayınlanan StoryServer olarak rastlıyoruz. Sonraki yıllarda ise onlarca İYS çıkarıldı ve bir o kadarıda tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı. 2000-2005 yılları arasında çıkarılan onlarca sistem, çıkan sorunlarda kullanıcılara verilen yetersiz destek yüzünden atıl kaldılar. Yıl 2007 olduğundaysa sistemler artık biraz daha kategorize olmaya başladılar. Hatırlıyorumda lise yıllarımda PHP-Nuke kullanırdık, o zamanlar en yaygın kullanılan sistem olduğu için destek bulmasıda sıkıntı olmuyordu. Birkaç alternatifi vardı ama onlarda yeterli desteğe sahip değillerdi.

2008’den itibaren sistemler artık kendi felsefelerini oluşturmaya, özelleşmeye başladılar. Farklı çözümler ve farklı kullanım zorluğu seviyelerinde birbirlerinden ayrılmaya başladılar. Emlak portalları, online satış katalogları, bloglama yazılımları gibi kendi içerisinde arama özelliğine sahip olan resim ve yazıların kolaylıkla eklenebildiği sistemler piyasadaki yerlerini sabitlediler.

Devamı gelecek…

WordPress Sitenizin Alan Adını Değiştirelim

Başlık epey uzun oldu ama bu anlamı verecek daha kısa bir başlık aklıma gelmedi malesef… Yukarıda da bahsettiğim herhangi bir alan adına kurmuş olduğunuz olduğunuz WordPress sitenizin herhangi bir nedenle alan adını değiştirmek istediğinizde ne yapmanız gerektiğinden bahsedeceğim. Geçtiğimiz aylarda yaptığım bir WordPress kurulumunda müşterinin isteği doğrultusunda alan adı değişikliğine gidilmesi gerekti, daha önceden ihtiyaç duymadığım için neyle karşılaşacağımın farkında değildim. Ancak alan adını değiştirdikten sonra fark ettim ki sistem adresi veritabanı üzerinden çekerek kullandığı için bir türlü admin girişini gerçekleştiremiyordum. Bu sebeple bir dizi SQL sorgusu çalıştırmam gerekti, benden sonra ihtiyacı olacaklar ve ileride belki tekrar bana lazım olur diyerek paylaşmak istedim.

Konuya dönersek ilk sorgumuzda wp_options tablosundaki adresleri değiştiriyoruz. Bu sorgudan sonra panelden giriş yapabilirsiniz ancak sitenin tam olarak düzgün çalışması için diğer sorguları da yapmak zorundayız.

UPDATE wp_options SET option_value = replace(option_value, 'http://eskiadres.com' , 'http://yeniadres.com') WHERE option_name ='home' OR option_name = 'siteurl';

Sorgudaki http://eskiadres.com kısmını veritabanında sitenizin kök dizini nasıl kayıtlıysa o şekilde değiştirmeniz gerekiyor. http://yeniadres.com yerine de yeni alan adınızı yazmanız gerekecek.

UPDATE wp_posts SET guid = replace(guid, 'http://eskiadres.com' , 'http://yeniadres.com');

Yukarıdaki sorguylada gönderilerimizin adreslerini düzeltmiş oluyoruz. Son olarakta sitedeki resim gibi ögeleri görünür kılmak için aşağıdaki sorguyu çalıştırmanız gerekiyor.

UPDATE wp_posts SET post_content = replace(post_content, 'http://eskiadres.com' , 'http://yeniadres.com');

Sorguların hepsini tamamladıktan sonra, kontrol panelinizdeki genel ayarlardan Site adresi (URL) kısmını da güncellemeyi unutmayın.

Linux’ta RatioMaster

Öncelikle RatioMaster kurulumunu anlatıyor olmanın çeşitli şuçluluklarını hissettiğimi belirtmek isterim. İlk sebep elbetteki paylaşım üzerine kurulu, en azından verdiğin kadar alman gereken bir sistemi kandırarak vermeden almanın yolunu gösteriyor olmam. İkincisi ise Mono projesinin kullanılmasının şart olduğu bir yazılımın kurulumdan bahsediyor olmam. Mono projesini neden sevmediğimi öğrenmek isterseniz Google üzerinden küçük bir araştırmayla açık kaynak severlerin neden bu projeye iyi gözle bakmadıklarını araştırabilirsiniz.

Mono, Novell tarafından açık kaynak olarak geliştirilen ve Linux ortamında .NET projelerinin çalışmasını sağlayan bir yazılımdır.

RatioMaster‘a geri dönersek, programın amacı genel olarak indirdiğiniz dosyaları seed etmeden de seed etmiş gibi göstermenizi sağlıyor, tabi ki durumu abartıp çok yüksek hızlarda yükleme yapmış gibi gösterirseniz kendinizi site yöneticileri durumu anlayıp hesabınızı banlayabiliyorlar. .NET ile geliştirilmiş bir uygulama olduğu için de bir Linux kullanıcısının uygulamayı çalıştırması birazcık zahmetli. Öncelikle elbette Wine adlı uygulamaya ihtiyacımız var. Sonrasında da yine Wine‘ın sitesinden indirilebilen winetricks adlı betiğe ihtiyaç duyacağız. Ben anlatıma sisteminizde Wine kurulu olarak farz ederek başlayacağım. winetricks betiğini indirmeniz için konsola

wget http://www.kegel.com/wine/winetricks

yazmanız yeterli olacaktır. Sonrasında ise tekrar konsola

sh winetricks

yazarak betiği çalıştırabilirsiniz. Uygulama ile dotnet20 ve mono26 adlı uygulamalarını indirip kurmanız gerekiyor. Arada uyarı mesajları verebilir ancak siz aldırmadan kurulumu tamamlayın. Eğer başka bir .NET sürümünü daha çekerseniz örneğin dotnet30 gibi kurulumda alacağınız hatalardan kurulumu tamamlayamacak ve uygulamanızı başlatamayacaksınızdır.

Yukarıdaki kurulumlardan sonra buradan RatioMaster‘ı indirerek kullanmaya başlayabilirsiniz. Abartmamaya dikkat edin lütfen. 🙂

Teknoloji Basınını Kimler Oluşturuyor?

Teknoloji basınının içinde kıyısından köşesinden de olsa ufacık bir yerim olduğu ve ilgi alanıma girdiğinden, kimler etrafında döndüğünü, nasıl haber yapıldığını, arkaplanda ne tür diyalogların geçtiğini az çok bilme imkanına sahibim. O kadar zayıf bir kadroyla yürüyor ki işler, kimisi aslında ekonomi, kimisi spor, kimisi de magazin gazeteciliği yapan insanlardan oluşuyor.

Bizim halkımızda da konu internet ve teknoloji olduğunda uzman oldukları konularmış gibi bir yaklaşım var, eline iki farklı telefon değen kendisini telefon uzmanı olarak değerlendirmeye başladığı için ve ulvi yorumlarda bulunduğundan, bu sektörün haberciliği daha da bir zor oluyor. Çünkü kendini dışarıda kanıtlayamayan, sanal ortamın kralı kesiliyor.

Severek takip ettiğim parmakla gösterilecek kadar az sayıda teknoloji editörü bulunuyor. Eğer birkaçından bahsetmek gerekirse bunlar Hakkı Alkan, Ecevit Bıktım ve M. Serdar Kuzuloğlu diye sıralanabilir. Bu arkadaşlardan ikisiyle tanışma ve beraber çalışma fırsatı buldum, sonuncusuysa Radikal Gazetesi‘nde yazarlık yapmanın dışında, İnternet Ekipler Amiri olarak tanınır. Bugün internet ekipler amirinin bir yazısını okuyunca olayın vahemeti daha da çok sıkmaya başladı beni. Dün Facebook üzerinden paylaştığım bir haber vardı. Hürriyet ve Radikal gazetelerinin yanında birçok teknoloji sitesinde de paylaşılmış olan bu haber Google’a Türk Rakip: Geliyoo hakkındaydı. Şimdi Radikal haberi kaldırmış ve yerine kandırıldıklarına dair bir haber koymuş.

İşin bu şekilde 2 boyutu var. İlk boyutu: Bu haberi yayınlayan arkadaş heralde hiç okumamış, çünkü haber metninin içeriğinin alaycı olmasının dışında çok komik yazım hatalarına sahip. Yani haber incelenmeden, nereden geldiğine bakılmadan doğrudan okuyucuya yetiştirilmeye çalışılmış. Heralde özgün bir haber yakaladım havasında sevinçle bir anda yayınladılar haberi. Halbuki mevzu bahis siteyi, yayında mı diye düşünerek dahi açsa komik bir taklitten ötesi olmadığını anlayabilirdi. İkinci boyutu ise medyanın geri kalanının bulunduğu durumu içeriyor ki bu nokta ilkinden daha da vahim. Elbette ki medyada kaynaklar birbirlerinden faydalanıyorlar, o ne yazmış bizde de olsun diye bir diğerinin haberini yayınlıyor. Ama hiç mi incelenmez bu alınan haberler? Onlarcası, büyüklü küçüklü birçok haber sitesi bu haberi gayet güzel yayınladı. Peki şimdi durum nedir? 150 adet mühendisin çalıştırıldığı şirketin CEO‘su olduğunu iddia eden arkadaş Twitter üzerinden yaptığı açıklamayla medyanın rezilliğini gözler önüne serdi.

Sayın Anıl‘a teşekkür ediyorum çünkü gerçekten büyük bir zaman harcayıp, böyle fason bir site oluşturmuş ve medyanın durumunu herkese göstermiştir. Peki bu medya nasıl düzelir? Bunun cevabını verecek kadar büyümedim daha bu sektörde ama dışarıdan bakan bir okur olarak yorum yapmak gerekirse, (“bekara hanımı boşamak kolaydır” diyecekler, desinler) çözüm basit olarak karşımızda duruyor. Başka sektörlerin yazarlarına haber yaptırmaktansa, gerekli ücretler sağlanıp, alanında uzman kişilere haber yaptırılması lazım. Ucuz yollu haber elde etmeye çalışırsanız, sonuç ancak bundan ibaret olur, komik duruma düşer, güvenirliliğinizi yitirirsiniz.

Teknoloji haberleriyle uğraşmanın verdiği zevki başka hiçbir yerde bulamıyorsursunuz ama bu işten zevk alan uzman kişilerin daha çok para kazanabileceği birçok yer olduğu için mecburen diğer alanlara kayıyorlar. Umarım durumun vahameti düzelir ve teknoloji haberciliği hakettiği seviyeye kavuşur.

“Esinlenmek” – 6

Esinlenmek serisine devam ederken, bu yazıdaki konuğumuz Tarkan oluyor. Mevzu bahis ise son albümündeki Öp isimli parçası. Bize göre arkadaş epey esinlenmiş, hatta bikaç yerden esinlenmiş ama en çok benzetilen şarkının sahipleri, sanırım kendileri de başka yerlerden esinlendikleri için yok Tarkan bizim şarkıyı dinlemiş olamaz demişler. Hem zaten “7 tane notayla kaç şarkı yazılabilir ki? Yanlış mıyım? “diyerek Serdar Ortaç abimizide göndermemizi yapar sizleri sizin için seçtiğimiz esinlenmelerle başbaşa bırakırım. 🙂

Tarkan’ın Öp’ünün esinlenildiği söylenen Timotej kızlarının Glöm Mig adlı şarkıları:

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”748″]

Diğer şarkıya geçmeden önce aldığım bilgiye göre Glöm Mig, Unut Beni anlamına geliyormuş. 🙂

Şimdi bir de megastarımız Tarkan’dan Öp’ü dinleyelim.

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”749″]

Ben ilk olarak Öp’ü dinlediğimde tabi ki Glöm Mig nedir bilmiyordum, bu yazıyı yazmaya başlamadan hemen önce dinledim ve internet üzerinde karşılaştım. Bu yazıya yazmama esas sebep şarkı hareketlendiği zaman ki ritmin bana sürekli Britney Spears’ın Womanizer(Çapkın)’ı hatırlatmasıdır. Şimdi bir de Womanizer dinleyelim, bakalım sizlerde de aynı etkiyi bırakacak mı?..

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”750″]

Ders İsteyen Var mı?

Arkadaş çevremin aklından geçen ilk tepki ya “Hayırrr” yada “Ömer bu ne alaka?” olacaktır diye düşünüyorum, ancak Boğaziçin’den bir grup öğrenci İYTE’de ki girişimci arkadaşlarınkine benzer bir projeleri olduğunu görünce paylaşmak istedim. Bizimkilere oranla amatör bir görüntü sergilesede projenin İstanbul’da yürütülecek olması işlerinin daha kolay olduğunu düşündürdü bana.

ders isteyen

Dersisteyen.Com adresinden ulaşılabilen site üzerinden Boğaziçi’nde okuyan ve uzun süredir bu işle ilgilenen artık profesyonel denilebilecek öğrencilerden ders alabilirsiniz. Ders verdikleri öğrencilerin okudukları okullar arasında

  • Amerikan Robert Koleji
  • İstanbul Erkek Lisesi
  • Kabataş Erkek Lisesi
  • Galatasaray Lisesi

gibi ismi herkesçe bilinen okullarda bulunuyor. Okul hayatını özel ders almadan tamamlayan birisi olmama rağmen, eğer ders almak düşünülüyorsa en doğru adresin üniversite öğrencileri olacağını düşünüyorum.