Etiket arşivi: Ki

Ubuntu 11.04, Sadece Batarya ile Açılmama Problemi

Ne zaman bu Ubuntu‘nun problemlerinden bahsedecek olsam, başlık atmakta zorlanıyorum. Genelde kısa olarak ifade edilemeyecek saçma konular olduğunu düşünüyorum. Belki de benim yeteneksizliğimden kaynaklanıyordur. 🙂

Neyse efendim, konumuza gelirsek ben geçtiğimiz haftalarda Lenovo Y560 model bir laptop aldım ve ilk yaptığım işlerden birisi olarak Ubuntu’yu kurdum. Kurmuşken 11.04 olsun diyerek 64-bit en son sürümü kurdum. Herşey sorunsuz, çok güzel çalışıyordu. Taa ki ben laptop’u prize takılı değilken açmaya çalışana kadar… Sistem mor bir ekranda donup kalınca, acaba son çektiğim güncellemelerden mi kaynaklandı diye düşündüm biraz uğraştıktan sonra sistemin prize takılınca açıldığını fark ettim.

İnternette biraz gezince bunun bildirilmiş bir problem olduğunu gördüm ancak malesef bir sonraki kernel’a kadar bu sorunun bir çözümü yok gibi gözüküyor şimdilik. Sorundan Lenovo laptop’ların büyük çoğunlupğu etkilenirken, diğer markalardan da etkilenen birçok model mevcut, internetten gezinirken çeşitli marka ve modellerle şikayet edenlerle karşılaştım. Ayrıca sorun bildiğim kadarıyla 64 bitlik sürüme ait.

Çözüm aramaya devam ederken, tek yolun eski bir kernel kullanmaktan geçtiğini okudum ve sadece bataryada kullandığım sırada eski kernel ile açarsam sistemi bir yerimin eksilmeyeceğini düşünerek hemen eski kernelin kurulumu gerçekleştirdim.Sizlerde bu çözümü uygulamak isterseniz, eski kernellere buradan ulaşabilirsiniz. Ben v2.6.37.6-natty adlı kerneli kurdum. Kurulum için mimarinize uygun headers, headers_all ve image paketlerini çekmeniz gerekiyor. Örneğin 3.6.37-6, 64bit için için;

  • linux-headers-2.6.37-02063706-generic_2.6.37-02063706.201103281005_amd64.deb
  • linux-headers-2.6.37-02063706_2.6.37-02063706.201103281005_all.deb
  • linux-image-2.6.37-02063706-generic_2.6.37-02063706.201103281005_amd64.deb

dosyalarını çektim. Sonra terminalde bu dosyaların bulunduğu klasördeyken

sudo dpkg -i linux-*

yazarak 3 paketin birden kurulmasını sağladım. Bir sonraki sistem başlangıcımda Grub listesinde eski kernelim yerini almıştı. Böylece sistem prize takılı değilken bu kernel üzerinden sistemi başlatabiliyorum.

Yoğun bir final haftasının ilk saatlerinde yazı yazarak biraz rahatlamayı deneyeyim dedim ama pek başarılı olamadım sanırım, umarım başarılı bir final haftası geçiririm, herkese başarılar…

Güncelleme: Bugün (13 Temmuz 2011) itibariyle çıkan yeni kernel derlemesinde bu sorun çözülmüş. Ubuntu’ya sesimize kulak verdiği için teşekkür ediyorum…

Doğru İYS’yi Seçme Sorunu! – 1

Günümüzde internet sitesi yapmak o kadar sıradan bir işe dönüştü ki artık her yaştan insan kendi işini görecek boyutlarda bir site çıkarabiliyor. Vaktiyle Word, Excel kullanmayı nasıl öğrendiysek, internet sitesi yapmayı da öğrendik. Herkesin yapabiliyor olmasının güzel birşey olmasının yanı sıra kötü yanlarıda var. Evet bugün bir ilkokul öğrencisine de bu işi yaptırabilirsin, profesyonel olarak bu işle ilgilenen birisine de yaptırabilirsin. Elbetteki ikisi arasında farklar olacaktır. Bu sektörün sorunlarından bahsetmeye devam edersek, yazı esas amacından sapar gider, ancak daha önceden başka bir blogta karşılaştığım, bu sektörün en büyük sorunlarından birisinden bahseden bir yazıya link vererek esas konuma dönmek istiyorum. Tasarımcı Olmak adlı bu yazıya lütfen herkes bir göz atsın.

Web sitesi hazırlama işini herkesin yapabilmesinin en önemli sebebi elbetteki gelişen İçerik Yönetim Sistemleri(CMS)’dir. Kodlama bilmeden herhangi bir programı kullanırmışcasına web sitesi hazırlama imkanı sunan bu sistemlerin sayısı o kadar fazla durumdaki birçoklarınız hangisini ne zaman, nerede kullanacağını dahi bilmiyor. Yanlış sistem seçimi de zaman kaybı ve yeterli verimi alamama gibi sorunlara yol açıyor.

Tarihçe ve Özellikler

İYS’ler bir veritabanını kullanan(genellikle MYSQL) veya başka metodlarla sayfalar oluşturup, saklama ve düzenleme imkanı sunan web uygulamalarıdır. İYS’ler sayesinde teknik bilginiz olmadanda içeriklerinizi yönetebilirsiniz.

Elektronik olarak içeriği yöneten bütün sistemlere İYS denebilir. İlk örneğine 1996 yılında Vignette tarafından yayınlanan StoryServer olarak rastlıyoruz. Sonraki yıllarda ise onlarca İYS çıkarıldı ve bir o kadarıda tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı. 2000-2005 yılları arasında çıkarılan onlarca sistem, çıkan sorunlarda kullanıcılara verilen yetersiz destek yüzünden atıl kaldılar. Yıl 2007 olduğundaysa sistemler artık biraz daha kategorize olmaya başladılar. Hatırlıyorumda lise yıllarımda PHP-Nuke kullanırdık, o zamanlar en yaygın kullanılan sistem olduğu için destek bulmasıda sıkıntı olmuyordu. Birkaç alternatifi vardı ama onlarda yeterli desteğe sahip değillerdi.

2008’den itibaren sistemler artık kendi felsefelerini oluşturmaya, özelleşmeye başladılar. Farklı çözümler ve farklı kullanım zorluğu seviyelerinde birbirlerinden ayrılmaya başladılar. Emlak portalları, online satış katalogları, bloglama yazılımları gibi kendi içerisinde arama özelliğine sahip olan resim ve yazıların kolaylıkla eklenebildiği sistemler piyasadaki yerlerini sabitlediler.

Devamı gelecek…

Ders İsteyen Var mı?

Arkadaş çevremin aklından geçen ilk tepki ya “Hayırrr” yada “Ömer bu ne alaka?” olacaktır diye düşünüyorum, ancak Boğaziçin’den bir grup öğrenci İYTE’de ki girişimci arkadaşlarınkine benzer bir projeleri olduğunu görünce paylaşmak istedim. Bizimkilere oranla amatör bir görüntü sergilesede projenin İstanbul’da yürütülecek olması işlerinin daha kolay olduğunu düşündürdü bana.

ders isteyen

Dersisteyen.Com adresinden ulaşılabilen site üzerinden Boğaziçi’nde okuyan ve uzun süredir bu işle ilgilenen artık profesyonel denilebilecek öğrencilerden ders alabilirsiniz. Ders verdikleri öğrencilerin okudukları okullar arasında

  • Amerikan Robert Koleji
  • İstanbul Erkek Lisesi
  • Kabataş Erkek Lisesi
  • Galatasaray Lisesi

gibi ismi herkesçe bilinen okullarda bulunuyor. Okul hayatını özel ders almadan tamamlayan birisi olmama rağmen, eğer ders almak düşünülüyorsa en doğru adresin üniversite öğrencileri olacağını düşünüyorum.

Ders Arasına Oyun

Geçtiğimiz aylarda sizlere Oyunlar.Gen.Tr’den bahsetmiştim. Bu sefer konu olarak daha belirgin bir siteden bahsetmek istiyorum, sitenin adresi Savasoyunlari.Gen.Tr. Derslerin yoğunlaşmaya başladığı şu dönemlerde internet üzerinden küçük oyunlar oynayıp stress atmayı düşünürseniz tam sizlik bir site diyebilirim. Vurdulu kırdılı oyunlar bulunduğu için insanı epey rahatlattığı söylenebilir ancak dikkat etmek lazım sonrasında şiddet eğilimi başlamasın diye. 🙂 Demek isterdim sizlere tabi ki ama malesef ben epey aramama rağmen savaş oyununa denk gelemedim yada bana epey sevimli gözüktü oyunlar. 🙂

savaş oyunları

Tabi en çok sevdiğim pinball oyunlarının anasayfadan bol şekilde sunulması keyfimi yerine getirdi ve sizlerle de paylaşmak istedim. 🙂 Hepinize iyi oyunlar…

JWPlayer – Sitenize Flash Player

Geçen dönem yaptığım bir projeyi yerel olarak çalıştırmam istenmişti ve sitede birkaç adet video vardı. Siteyi internet üzerinden yayınlıyor olsak hiç problem değil, herhangi bir video sitesine yükler sonra gömme koduyla sitede yayınlarız. Ama koca sitede özgün içerik namına tek içerik o videolar olunca proje sahipleri siteyi yayınlamak istemediler. Zaten onlar için önemli olan bitirme tezlerinden alacakları nottu ve kendileri “B+” almışlar buradan onları tebrik ediyorum. 🙂 Demek ki iyi iş çıkarmışım. 😛

Videolar için bir çözüm üretilmesi gerekiyordu ama kalkıpta flash’ta kendim bir video player yazacak değildim. Bu noktada internette gezinirken bazı küçük ölçekli sitelerin farklı tasarımlarda video playerları olduğunu gördüm. Demek ki bunun bir yolu vardı. Google üstad sağolsun hemen yardıma yetişti ve ilk aramam da JWPlayer ile tanışmamı sağladı. Viedo’nun adresinin önemi artık kalkmıştı, ister youtube’da barınsın isterse yerel bir adreste, tek gereken bunu player’a belirtmek.

Bu sevimli ve kullanışlı oynatıcımıza üreticinin kendi sitesinden ulaşmak mümkün. Basit ve güzel çözümler sunan bir grup tarafından geliştirilen oyatıcı zengin bir tema arşivine de sahip. Bu oynatıcıyı tanıtan bir video’yu da sizlere sunayım. Buyrun işte o player ve videosu…

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”463″]

“Esinlenmek”

Bir arkadaşımın blog’unu okuyordum ki, Kenan Doğulu’nun yeni şarkılarından olan bir şarkının “Aşkkolik”in eskilerden The Animals’ın bir şarkısına ne kadar ço benzediğine dair bir yazı dikkatimi çekti. Şarkının orjinal şeklide Kenan Doğulu’nun söylediği şeklide hiç fena değil ancak Türk müziğinin gelişmesi adına biraz daha özgün olmak gerekmez mi?..

Eski olan şarkı;

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”455″]

Bu da Kenan Doğulu’nun yeni şarkısı… 🙂

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”458″]

Bir Tarihe Şahitlik Etmek…

Daha önceden yazmışmıydım hatırlamıyorum ama Linux ile tanışmam yıllar öncesinde Windows‘umun çökmesinin ardından şifreli kullanıcı hesabımın belgelerini kurtarma çabalarım sırasında gerçekleşmişti. Kurtarmanın başka yollarıda varmış tabi ama o zaman şimdiki gibi adsl bağlantıları olmadığı için çok fazla araştırma imkanım da olmuyordu. Çeşitli bilgisayar dergilerini düzenli olarak takip edip, CD’lerinde ne var ne yok inceleyerek birşeyler öğreniyorduk.

İşte o Windows‘un çöküşü sonrasında, babamın orada benim sınav sorularım, onlarım-bunlarım var geri getir onları nasıl bozduysan çığrınmaları arasında, bir derginin verdiği CD’den çalışan işletim sistemini deneyerek Linux ile tanıştım. O zamanlar çalışan CD’ler olarak Knoppix ve Turkix vardı. Hatırladığım kadarıyla işimi Turkix görmüştü ne de olsa Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktu. (Hoş hala yok sanırım.) Yıllar sonra Turkix‘in geliştiricisi olan Emre Sokullu ile tanışma fırsatıda buldum, benim için heyecanlı birkaç dakikaydı. Ne de olsa üzerinde projeler hazırladığımız, hakkında yazılar yazdığımız ve bilgisayarımızdaki tek işletim sistemi olan Linux’u onun dağıtımıyla tanımıştım.

Bir Tarihe Şahitlik Etmek… yazısına devam et