Etiket arşivi: windows

Ubuntu’nun 10 Kötü Tarafı

Ubuntu‘yu sevmek için bir sürü madde sıralayabilirim, en başta Windows olmaması olabilir mesela. Daha da açarsak beleş olması, hızlı olması gibi sıralabilir yada sloganları gibi “Linux for human beings(İnsanlık için linux)” diyebilirim. Hep Linux‘un muhteşem birşey olduğundan bahsettik durdum, kardeşim bunun hiç mi kötü yanı yok diyen arkadaşlar için internette gezerken gördüğüm bir yazıyı kendimce fikirlerimi ekleyerek Türkçeleştirmeye karar verdim. Yazının orjinal şekline buradan ulaşabilirsiniz, bakalım başarabilecekmiyiz…

  1. Diskleri Bağlama: Benim için pek sorun oluşturmasa da, yazının sahibi bundan çok şikayet etmiş. Halbuki gerekli ayarlamalar yapıldığında bu disk bağlama mantığı Windows‘takinden çok farklı olmuyor. Ama sanırım arkadaş fstab ayarlarını yapmadığı için, NTFS biçimindeki bölümleri her açılışta bağlamak zorunda olduğundan yakınmış. Bu konuda herkes bilgi sahibi olmak zorunda olmadığından, bir yerde haklısınız…
  2. Root Olma Durumu: Sürekli bir şifre girme zorunluluğunuz var, evet hepimiz virüssüz ve ultra güvenlikli bu sistemi kullanmaktan çok mutluyuz, ama kendi dosyamızı silmek istediğimizde bile arkadaşım senin şifren nedir demesi bazen bezdirici olabiliyor.
  3. Terminal: Bilgisayarı yaşam tarzı olarak benimsemiş insanlar genelde terminal üzerinde çalışmaktan zevk duyarlar ama son kullanıcıya hitap edilecekse, bu terminal geyiği biraz eskide kalmadı mı? Eski DOS box misali sürekli terminale şunu gir, bunu gir de ne oluyor? Ömrümüz terminal komutlarını ezberlemekle mi geçecek?
  4. Kısıtlı Eklentiler: Ubuntu 10.10 ile bu sorun epey düzeltildi. Ama mp3 dinlemek ve dvd oynatmak için bile birşeyler yüklemek zorunda kalmak epey acı vericiydi.
  5. Koyu Renkler: Demiyoruz ki Windows’un gök maviliği ve çimen yeşillğine geçilsin, ama Ubuntu gerçekten çok karanlık renkleri kullanıyor. Bu gidişle tamamen siyah temayla gelecek önümüzdeki sürümler.
  6. Güncellemeler: Kotasız internet kullanıyorsanız ortada bir sorun yok. Ancak kotalı internet kullanıyor ve harcadığınız her byte için para ödüyorsanız gün aşırı çıkan 50MB’lık güncellemelere gerçekten ihtiyacımız var mı? Linux Kernel versiyonum 2.6.35’e güncellense bana ne kazandırır? Kendisi tam olarak 32MB boyutunda.
  7. Çevrebirimleri: Yazıcı, tarayıcı yada benzeri bir alet takınca kurulumu hep sıkıntı. Linuxçulara sorunca abi biz ne yapalım, donanım üreticileri sürücülerini yazmıyor cevabı. Her iki tarafta kendine göre haklı, eskisine nazaran bu problemde ortadan kalktı sayılır aslında. 🙂
  8. Yazılım: Tamam anladık tamamı bedava. Ama bunların çoğu uyduruk zaten abi, müzik oynatıcı 5 para etmez, adam akıllı bir video editör yok, bedava olsa ne çare?
  9. Web İçerik Filtreleme: Açık ve Özgür kavramlarının çok baskın geldiği bir yerde tabi böyle bir filtreleme bulmak epey zor oluyor. 🙂
  10. Ubuntu Küstahlığı: Evet bir de bu var, Linux kullananların dışındaki insanları birer ezik olarak görüyor bu Ubuntu’cular. Hatta diğer insanları ikiye ayırıyorlar Bill Amca’nın elini öpenler ve Steve’e para bayılanlar diye. Ancak şuda varki bu insanlar sadece kendi özgürlüklerine düşkünlüklerinden böyle düşünüyorlar.

Not: Yukarıda yazdığım maddeler kendi fikirlerim olmamakla beraber dışarıdan Linux’a bakan birisinin Ubuntu ve kullanıcıları hakkındaki genel görüşünü elimden geldiğince yansıtmaya çalıştım. Tarafsız olmayı başarabildiğime emin değilim… 🙂

Karanlık Dönem…

İnternette gezerken Microsoft’un Windows 1.0’dan Windows 7’ye kadar kullandığı açılış ekranlarını içeren bir konuyla karşılaştım. En çokta Vista’nın açılış ekranı ilgimi çekti. XP ve 7’nin ekranları bu kadar renkliyken, vista’nın bu açılış ekranı daha çıkmadan karanlık bir dönem olacağı bilinerek buna hitaben mi yapılmış acaba? 🙂

İşte o üçleme;

“Esinlenmek” – 5

KDE‘nin 1998 yılında çıkan 1 numaralı sürümüne ait bir görüntüyle karşılaştım. Bizim karşımıza XP ile çıkan Görev Yöneticisi’nin işlemci geçmişine dair grafik bu kadar yıl önceden KDE tarafından kullanılmış. KDE 4’ün tasarımınında Windows 7‘de bariz bir şekilde alıntılanması Windows neden KDE’den bu kadar çok esinleniyor diye aklımda soru işaretleri doğurmuyor değil… 🙂

Hangi İnsan Hangi Dağıtım?

Linux dağıtımlarını ve Windows kullan insanlar hakkında genel görüşlerini belirten bir karikatürist’ün gerçekten çok ilginç fikirlerini sizinle paylaşmak istedim. Genel anlamda gerçeklik payı var gibi geldi. 🙂 Karikatürün üstünü tıklayarak büyük haline ulaşabilirsiniz. Siz karikatüre geçmeden belirteyim, ben 4-5 aydır Arch Linux kullanıyorum. 🙂

Hangi Antivirüs?

Başlığı ne kadar hangi antivirüs diye atmış olsamda, yazımda genel olarak internet güvenlik paketlerindne bahsedeceğim. Uzun yıllardır birçok çeşit antivirüs kullandım, son dönemde ne kadar linux dünyasına adım atıp genel anlamda virüslerden kurtulmuş olsamda, hala evimde kardeşimin kullandığı bilgisayar oynadığı oyunlarından ötürü XP ile çalışıyor ve hala antivirüslere muhtacım. 🙂 Arada sırada arkadaşlardan da beni konuyla ilgili gördükleri için hangi antivirüsü kullanalım diye soranlar oluyor. Bende şimdiye kadar kullandığım antivirüsleri şöyle bir genel olarak anlatayım istedim.

İlk antivirüs kullandığım yıllarda Norton Antivirüs kullandım, o zamanlar hangi firmaların antivirüsü var pek bilmiyordum. Genel olarak 2 tane bilgisayar topladıktan sonra kendini bilgisayar üstadı sanan insanların tavsiyeleri üzerine kullanmaya başlamıştım. Pekte fena bir antivirüs değildi, zaten internet bağlantımız dial-up(çevirmeli bağlantı) ile sınırlı olduğu için antivirüslerimizi de yeterince güncel tutmak pek kolay olmuyordu. Bikaç yıl norton kullandıktan sonra artık sistemi gereğinden çok fazla hantallaştırdığı bir dosya kopyalama işlemini normal zamanın 3-4 katına çıkardığı için kaçmıştım. Şu dönemlerde artık Norton Internet Security’nin gayet iyi olduğunu ve sistemi yormadığını söylüyor kullananlar ama bir çok laptopla kurulu olarak gelmesi bana antipatik geliyor. Sanki birileri dayatıyormuş gibi hissediyorum. Yani windows’a beslediğim hislerle benzer. 🙂
Hangi Antivirüs? yazısına devam et

Ubuntu’da Fazla RAM Sorunu

Bundan yaklaşık iki ay kadar önce Acer 4920G model dizüstü bilgisayarımın ram miktarını 2GB tan 4GB a yükseltme kararını aldım. Çankaya’da küçük bir gezintiden sonra TechnoMy (Benim Teknolojim diye türkçeleştirmişler :)) isimli bir firmadan 2 adet 2GB lık Kingston marka DDR2 667 MHZ lik ram almaya karar verdim. İki ramin ücreti toplamda 100 liraya mal oldu bana. Daha sonra dizüstü bilgisayarımdan çıkma 2 adet 1GB lık Samsung marka ramleri gittigidiyorda açık artırma sonucu 51 liraya sattım, kargoladım.

Artık sistemde 4GB ram vardı, ancak sistem kararlı çalışmayı sürekli reddediyordu. Sistemi yeniden başlattığım zaman manual olarak diskleri kontrol etmemi, birden fazla dosya sistemi hatasıyla karşılaşıldığını yazıyordu. Dosya sistemlerini kontrol ettirdikten sonra bir sürü veri kaybının oluştuğunu ve sistemin açılamadığını görüyordum. Olan benim home dizinindeki filmlerime olmuştu. 🙂 Sonra sistemi tekrar kurdum, bir sonraki yeniden başlatmamda yeniden çöktü, bu yeniden kurma işlemini birkaç farklı cd ile bir kaç farklı yöntem deneyerek, defalarca tekrarladım. Ubuntu’nun hem ingilizce forumlarında hem türkçe forumlarında bu konuda bana yardım edebilen çıkmadı. Acaba ramlerde mi bir sorun var diye düşünüp memtest+ yazılımını çalıştırdım. Hiç hata bulamadı. Artık gün aşırı sistem kurmaktan bıkmıştım, ve acı bir dönüş yaşayarak sistemime Vista kurdum. Servis paketi 2 ile birlikte Vista beklediğimden daha stabil bir şekilde karşıladı beni. Yaklaşık 2 aydır kullanıyorum sorunsuz bir şekilde ve bu bana gerçekten garip gelmeye başladı. 🙂 Ancak tabi ki de içimde ki özgür olma arzusu, tekrardan linux’a dönmeye teşvik ediyor beni. Bu arzuyu bastıramadığım anlardan birinde, ubuntu’nun geliştiricileriyle, kullanıcıları arasında oluşturulan bir posta listesine kayıt oldum. Orada sorunumu ayrıntılarıyla anlattım. 64 bit ubuntu 9.04 kullandığımı belirttim ve bir geliştiriciden ilginç bir yanıt geldi.

Bu sorunun, ubuntu 9.04 ün bilinen ama kapatılmamış bir kernel (çekirdek) hatasından kaynaklandığını, kendisinin dell marka dizüstü bilgisayarında da aynı sorunu yaşadığını, çözümünün de ya ubuntu’nun geliştirilmekte olan 9.10 sürümünü kullanmak ya da 9.04 kurduktan sonra hatasız güncel bir kernel ile kernel’ı değiştrmek olduğunu söyledi. Böyle bir hatanın olduğundan habersizdim ve bu bana epey bir zamana mal oldu. Bende ubuntu’nun 9.10 alpha 5 sürümünü indirdim. Ancak ne zaman kuracağıma karar vermedim, şimdilik windows’ta keyfim yerinde, ama fazla uzun süreceğini sanmıyorum… 🙂