Etiket arşivi: Yok

Windows’tan Linux Dosyalarınıza Erişelim!

Linux’un dosya sistemi olan EXT tipi disk bölümünde barındırdığınız dosyalarınız erişim hepinizin bildiği üzere Windows üzerinden mümkün olmuyor. Çünkü Windows gerekli sürücüleri içinde barındırmıyor. Şimdiye kadar Ext2 IFS adlı yazılımla bu sorunumuzu aşmaya çalışıyorduk. Ancak programın Ext 4‘e tam destek vermemesi ve yeterince kararlı çalışmamasından dolayı kullanmaktan sıkıldığımız çok zaman oluyordu. Bu programın güzel yanı, Linux disklerini normal bölüm gibi bilgisayarınızın algılamasını sağlamasıydı.

Bugün internette Linux haberlerini tararken farklı bir uygulama ile karşılaştım ve Ext 4’e destek veren bir uygulamanın varlığını görünce sevindim. Hemen buradaki adresten indirerek denemeye başladım. Programın adı ext2explore. Diğer programdan farkı ise, bir tarayıcı gibi disklerinizi taradıktan sonra içeriklerini göstermesi. Eğer bu dosyaları Windows tarafında kullanmak isterseniz, Windows bölümlerinden birisinin içine program üzerinden kaydetmeniz gerekiyor.

Uygulama arşivinden çıkarıldıktan direk kullanıma hazır olarak geliyor yani bir kurulumu yok. Yalnız Vista ve 7 kullanıcıları sağ tıklayıp “Yönetici olarak çalıştır” yapmaları gerekiyor. Kötü günlerde imdadınıza yetişecek güzel bir uygulama olmuş, geliştiren arkadaşlara teşekkürler…

Ubuntu 11.04, Sadece Batarya ile Açılmama Problemi

Ne zaman bu Ubuntu‘nun problemlerinden bahsedecek olsam, başlık atmakta zorlanıyorum. Genelde kısa olarak ifade edilemeyecek saçma konular olduğunu düşünüyorum. Belki de benim yeteneksizliğimden kaynaklanıyordur. 🙂

Neyse efendim, konumuza gelirsek ben geçtiğimiz haftalarda Lenovo Y560 model bir laptop aldım ve ilk yaptığım işlerden birisi olarak Ubuntu’yu kurdum. Kurmuşken 11.04 olsun diyerek 64-bit en son sürümü kurdum. Herşey sorunsuz, çok güzel çalışıyordu. Taa ki ben laptop’u prize takılı değilken açmaya çalışana kadar… Sistem mor bir ekranda donup kalınca, acaba son çektiğim güncellemelerden mi kaynaklandı diye düşündüm biraz uğraştıktan sonra sistemin prize takılınca açıldığını fark ettim.

İnternette biraz gezince bunun bildirilmiş bir problem olduğunu gördüm ancak malesef bir sonraki kernel’a kadar bu sorunun bir çözümü yok gibi gözüküyor şimdilik. Sorundan Lenovo laptop’ların büyük çoğunlupğu etkilenirken, diğer markalardan da etkilenen birçok model mevcut, internetten gezinirken çeşitli marka ve modellerle şikayet edenlerle karşılaştım. Ayrıca sorun bildiğim kadarıyla 64 bitlik sürüme ait.

Çözüm aramaya devam ederken, tek yolun eski bir kernel kullanmaktan geçtiğini okudum ve sadece bataryada kullandığım sırada eski kernel ile açarsam sistemi bir yerimin eksilmeyeceğini düşünerek hemen eski kernelin kurulumu gerçekleştirdim.Sizlerde bu çözümü uygulamak isterseniz, eski kernellere buradan ulaşabilirsiniz. Ben v2.6.37.6-natty adlı kerneli kurdum. Kurulum için mimarinize uygun headers, headers_all ve image paketlerini çekmeniz gerekiyor. Örneğin 3.6.37-6, 64bit için için;

  • linux-headers-2.6.37-02063706-generic_2.6.37-02063706.201103281005_amd64.deb
  • linux-headers-2.6.37-02063706_2.6.37-02063706.201103281005_all.deb
  • linux-image-2.6.37-02063706-generic_2.6.37-02063706.201103281005_amd64.deb

dosyalarını çektim. Sonra terminalde bu dosyaların bulunduğu klasördeyken

sudo dpkg -i linux-*

yazarak 3 paketin birden kurulmasını sağladım. Bir sonraki sistem başlangıcımda Grub listesinde eski kernelim yerini almıştı. Böylece sistem prize takılı değilken bu kernel üzerinden sistemi başlatabiliyorum.

Yoğun bir final haftasının ilk saatlerinde yazı yazarak biraz rahatlamayı deneyeyim dedim ama pek başarılı olamadım sanırım, umarım başarılı bir final haftası geçiririm, herkese başarılar…

Güncelleme: Bugün (13 Temmuz 2011) itibariyle çıkan yeni kernel derlemesinde bu sorun çözülmüş. Ubuntu’ya sesimize kulak verdiği için teşekkür ediyorum…

Doğru İYS(CMS)’yi Seçme Sorunu! – 4

Şöyle bir baktımda bu yazısı dizisinin aralıkları çok uzun olmuş, sizleri daha fazla bekletmeden son kısmını yazarak bu yazı dizisini tamamlayayım istiyorum. Bu yazı dizisinin son parçasında popüler İYS(CMS)’lerin birkaçından bahsedeceğim sizlere. Bu kadar İYS dedikten sonra neymiş ki bunlar diye bir soru kalmasın aklınızda diye…

1. WordPress

Kullanım kolaylıklarından olsa gerek en çok tercih edilen içerik yönetim sistemidir. Bununla beraber kendisi için oluşturulmuş binlerce tema bulmanın kolaylığıda tercih sebebi olması için önemli bir sebep oluşturuyor. Basit bir blog altyapısından güçlü bir İYS’ye dönüştüğünü söylemezsek hakkını yemiş oluruz. Kendisine wordpress.org üzerinden ulaşabilirsiniz.

2. Drupal

Editör’ün seçimi diye bir bölüm oluştursam, oranın sahibi büyük ihtimalle Drupal olurdu. Neden diye soracak olursanız, bence tam bir içerik yönetim sistemi ve yeterince hakimseniz başka hiç birşeye ihtiyacınız yok diyebilirim. Ancak öğrenmesinin WordPress’e oranla zor olması onun bir adım arkada kalmasına sebep oluyor diye düşünüyorum. Drupal.org üzerinden sistemi indirerek deneyebilirsiniz.

3. Joomla

Binlerce içerik yönetim sistemi var ancak ben en popüler 3’ünden bahsederek geri kalanını sizlerin arayışlarına bırakmayı düşünüyorum. Joomla kendisine bir türlü alışamamış olmama rağmen, çok kullanılmayı başararak, insanların beğenisini kazandığı için önerilerim arasında yer almayı başarıyor. Joomla.org üzerinden ulaşarak test edebilirsiniz.

Geriye kalan içerik yönetim sistemlerinin açık kaynaklı olanlarına göz atmak isterseniz opensourcecms.com‘u sizlere tavsiye edebilirim.

Bu serinin sonunda sizlerle yeni bir projemide paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki haftalarda CSSogrenelim.com‘u beğenilerinize sunmayı planlıyorum, umarım hem bize hem sizlere faydalı olur…

Rus Çarpması

Rus kelimesi geçince hemen aklınıza Rus kızları gelmesin, konumuzun hiç alakası yok. 🙂 Rusların başarılı oldukları bir alan olan matematikten bahsediyoruz. Yememiş içmemiş çarpma için ilginç bir algoritma bulmuşlar, adına da Russian Peasant Algorithm demişler. Adamların köylüsünün bile matematiği kuvvetli, yapacak birşey yok… 🙂 Bu dönem nümerik dersini aldığım içinde kendileri karşıma çıktılar. Algoritma karmaşık değil sonuç olarak yazdığım kodda karmaşık değil ancak yine de benden sonrakilerin elinde örnek kod bulunsun diyerek kendi yazdıklarımı paylaşmak istedim. Hem C hemde Fortran dilinde yazdığım kodun algoritması basit. Program verilen 2 sayıdan birincisini 2 ile çarparken ikincisini 2’ye bölüyor. İkincisinin tek olduğu satırlardaki birinci sayıları toplayarak sonuca ulaşıyor. Buyrun kodlarımız;

#include 

main(){

int i=0,j=0,result=0;

printf("Please write two number for multiplication. (Please leave a space between numbers)\n");

scanf("%d %d", &i,&j);

printf("First number is %d\nSecond number is %d\n", i,j);

while(j>=1){

	if(j%2 != 0)
		result = result + i;

	i = i*2;
	j = j/2;

	printf("Now First number is %d Second number is %d\n", i,j);
}

printf("Result is %d\n", result);
}

Bu da Fortran 90 ile yazılmış şekli;

PROGRAM peasant

	implicit none

! Here, i is the first number and j is the second number for multiplication
! And k will hold result

	integer i, j, k
! We initialized k to 0.
	k=0

	print *, ' This program multiply 2 integer numbers'
	print *, ' Type them in now separated by a comma or space'
! We read i and j from console
	READ *,i,j
! In this while loop, we aplied Russian Peasent Algorithm
	DO WHILE(j>=1)

		IF (mod(j,2)/=0) k = k + i

		i = i*2;
		j = j/2;
! End of While loop
	END DO
! Prints the result to screen
	print *, 'The multiplication is ', k
END

Fortran olanı ödev olarak teslim edildiği için yorumlarada sahip, yukarıda fazlasıyla açıklama yazdığım ve kod basit olduğu için yorumları eklemedim, sormak istediğiniz birşey olursa bu yazıya yorum yaparak sorabilirsiniz. Umarım işinizi görür…

Ubuntu’nun 10 Kötü Tarafı

Ubuntu‘yu sevmek için bir sürü madde sıralayabilirim, en başta Windows olmaması olabilir mesela. Daha da açarsak beleş olması, hızlı olması gibi sıralabilir yada sloganları gibi “Linux for human beings(İnsanlık için linux)” diyebilirim. Hep Linux‘un muhteşem birşey olduğundan bahsettik durdum, kardeşim bunun hiç mi kötü yanı yok diyen arkadaşlar için internette gezerken gördüğüm bir yazıyı kendimce fikirlerimi ekleyerek Türkçeleştirmeye karar verdim. Yazının orjinal şekline buradan ulaşabilirsiniz, bakalım başarabilecekmiyiz…

  1. Diskleri Bağlama: Benim için pek sorun oluşturmasa da, yazının sahibi bundan çok şikayet etmiş. Halbuki gerekli ayarlamalar yapıldığında bu disk bağlama mantığı Windows‘takinden çok farklı olmuyor. Ama sanırım arkadaş fstab ayarlarını yapmadığı için, NTFS biçimindeki bölümleri her açılışta bağlamak zorunda olduğundan yakınmış. Bu konuda herkes bilgi sahibi olmak zorunda olmadığından, bir yerde haklısınız…
  2. Root Olma Durumu: Sürekli bir şifre girme zorunluluğunuz var, evet hepimiz virüssüz ve ultra güvenlikli bu sistemi kullanmaktan çok mutluyuz, ama kendi dosyamızı silmek istediğimizde bile arkadaşım senin şifren nedir demesi bazen bezdirici olabiliyor.
  3. Terminal: Bilgisayarı yaşam tarzı olarak benimsemiş insanlar genelde terminal üzerinde çalışmaktan zevk duyarlar ama son kullanıcıya hitap edilecekse, bu terminal geyiği biraz eskide kalmadı mı? Eski DOS box misali sürekli terminale şunu gir, bunu gir de ne oluyor? Ömrümüz terminal komutlarını ezberlemekle mi geçecek?
  4. Kısıtlı Eklentiler: Ubuntu 10.10 ile bu sorun epey düzeltildi. Ama mp3 dinlemek ve dvd oynatmak için bile birşeyler yüklemek zorunda kalmak epey acı vericiydi.
  5. Koyu Renkler: Demiyoruz ki Windows’un gök maviliği ve çimen yeşillğine geçilsin, ama Ubuntu gerçekten çok karanlık renkleri kullanıyor. Bu gidişle tamamen siyah temayla gelecek önümüzdeki sürümler.
  6. Güncellemeler: Kotasız internet kullanıyorsanız ortada bir sorun yok. Ancak kotalı internet kullanıyor ve harcadığınız her byte için para ödüyorsanız gün aşırı çıkan 50MB’lık güncellemelere gerçekten ihtiyacımız var mı? Linux Kernel versiyonum 2.6.35’e güncellense bana ne kazandırır? Kendisi tam olarak 32MB boyutunda.
  7. Çevrebirimleri: Yazıcı, tarayıcı yada benzeri bir alet takınca kurulumu hep sıkıntı. Linuxçulara sorunca abi biz ne yapalım, donanım üreticileri sürücülerini yazmıyor cevabı. Her iki tarafta kendine göre haklı, eskisine nazaran bu problemde ortadan kalktı sayılır aslında. 🙂
  8. Yazılım: Tamam anladık tamamı bedava. Ama bunların çoğu uyduruk zaten abi, müzik oynatıcı 5 para etmez, adam akıllı bir video editör yok, bedava olsa ne çare?
  9. Web İçerik Filtreleme: Açık ve Özgür kavramlarının çok baskın geldiği bir yerde tabi böyle bir filtreleme bulmak epey zor oluyor. 🙂
  10. Ubuntu Küstahlığı: Evet bir de bu var, Linux kullananların dışındaki insanları birer ezik olarak görüyor bu Ubuntu’cular. Hatta diğer insanları ikiye ayırıyorlar Bill Amca’nın elini öpenler ve Steve’e para bayılanlar diye. Ancak şuda varki bu insanlar sadece kendi özgürlüklerine düşkünlüklerinden böyle düşünüyorlar.

Not: Yukarıda yazdığım maddeler kendi fikirlerim olmamakla beraber dışarıdan Linux’a bakan birisinin Ubuntu ve kullanıcıları hakkındaki genel görüşünü elimden geldiğince yansıtmaya çalıştım. Tarafsız olmayı başarabildiğime emin değilim… 🙂

“Esinlenmek” – 6

Esinlenmek serisine devam ederken, bu yazıdaki konuğumuz Tarkan oluyor. Mevzu bahis ise son albümündeki Öp isimli parçası. Bize göre arkadaş epey esinlenmiş, hatta bikaç yerden esinlenmiş ama en çok benzetilen şarkının sahipleri, sanırım kendileri de başka yerlerden esinlendikleri için yok Tarkan bizim şarkıyı dinlemiş olamaz demişler. Hem zaten “7 tane notayla kaç şarkı yazılabilir ki? Yanlış mıyım? “diyerek Serdar Ortaç abimizide göndermemizi yapar sizleri sizin için seçtiğimiz esinlenmelerle başbaşa bırakırım. 🙂

Tarkan’ın Öp’ünün esinlenildiği söylenen Timotej kızlarının Glöm Mig adlı şarkıları:

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”748″]

Diğer şarkıya geçmeden önce aldığım bilgiye göre Glöm Mig, Unut Beni anlamına geliyormuş. 🙂

Şimdi bir de megastarımız Tarkan’dan Öp’ü dinleyelim.

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”749″]

Ben ilk olarak Öp’ü dinlediğimde tabi ki Glöm Mig nedir bilmiyordum, bu yazıyı yazmaya başlamadan hemen önce dinledim ve internet üzerinde karşılaştım. Bu yazıya yazmama esas sebep şarkı hareketlendiği zaman ki ritmin bana sürekli Britney Spears’ın Womanizer(Çapkın)’ı hatırlatmasıdır. Şimdi bir de Womanizer dinleyelim, bakalım sizlerde de aynı etkiyi bırakacak mı?..

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”750″]

Emre Aydın – Duymak İstiyorum

[jwplayer config=”Custom Player” mediaid=”581″]

Renksiz hayaller dolu
Dökülen gözyaşlarım
Ezikliği kalbimde
Yaşanmış tüm aşkların
Tüm acı anıları
Bana bırakıp gitme
Beni bana ver artık
Peşinden sürükleme

Duymak istiyorum
Duymak istiyorum
Kalbimde ruhunu
Duymak istiyorum

Görmek istiyorum
Görmek istiyorum
Gözümde gözünü
Görmek istiyorum

İncitme kalbimi
Bırakıp gitme
Sana kendimi verdim
Beni yok etme
Ne olur suskun durma
Bir şeyler söyle
Karanlığın içinde
Kaybolma öyle

Duyabilsem kalbini
Okuyabilsem seni
Sessiz feryatlarını
Acı ağıtlarını
Tüm haykırışlarını
Hissetmek istiyorum
Sana yaklaşıp seninle, Ölmek istiyorum.